Beni hatırla
Bağbozumu tiyatrosu hikayesi
Ekleyen musaeken
10-01-2010
Bağbozumu tiyatrosu hikayesi

BAĞBOZUMU TİYATROSU
NİZİPTE BİR RÜYANIN HAZİN SONU

Bu öykü, gerçek bir başarı ve hazin bir sonun ibretlik öyküsüdür.Yurdumun her köşesinde sevinç ve hüznün,başarı ve yıkımın,dostluk ve ihanetin nasıl da iç içe boy verdiğinin,nasıl da yaman çelişkilerin bir arada yaşayabildiğinin trajik öyküsüdür.
Epey vakittir bir zamanlar Nizip te gündemi meşgul eden,izleyen herkesin takdir duygularını esirgemediği mütevazi ama inançlı bir topluluğun,öğretmen-öğrenci,sivil ve sıradan vatandaşı bir zeminde buluşturan talihsiz “Bağbozumu Tiyatrosu” nu yazmayı tasarlamaktayım.Ancak konunun çok çeşitli ve farklı konumlarda muhataplarının olması,alınganlığa müsait bir atmosferin her zaman var olagelmesi beni bir hayli kaygılandırıyordu.Yapım gereği kimseyi incitmek istemiyorum.Lakin bir çok bakımdan tarihe geçmeyi hak eden böyle amatör,gayretli,anlamlı birlikteliği oluşturan tüm bağbozumu ekibine karşı da manevi bir mecburiyetim olduğu gerçeği de vicdanımı kemirip duruyor.
Öyle ise kimseyi suçlamadan,incitmeden , bir zamanlar yaşanmış bu gerçekliğin sadece fotoğrafını çekmeye çalışacağım.İnanıyorum ki Nizipli dostlarım bizleri anlar ve trajik sonumuzdan bazı dersler çıkararak gelecekte daha sağlam birliktelikler,daha kalıcı sanatsal faaliyetler ortaya koyarlar.Tek dileğim;artık uzaklarda yaşayan ekibimizin hayırla ,vefa ile anılmasıdır.O kadar…
İLK ADIM
Bağbozumu ekibinin ilk temelleri 2002 yıllarında Menzeher bey,İsa bey,Seyitahmet bey,Yalçın bey (Soy isimleri yazmayalım şimdilik) ve birkaç genç arkadaşın özel gecelerde yaptıkları küçük skeç ve parodilerle atıldı.Bu gecelerde bizleri izleyen resmi ve sivil zevat genelde takdirleri iletip tiyatro işini daha ciddi yapmamız konusunda teşviklerde bulundular.Bu teşvikleri bizlerde değerlendiriyor ve neler yapabileceğimizi konuşuyorduk.Bu arada bir arkadaşımız da senaryo çalışmalarına başlamış,kolay sahnelenebilir birkaç oyun yazımını bitirmişti.Her birimizin ayrı ayrı yoğun meşguliyetleri olsa da okkalı bir oyun sahneleme arzumuz hep olagelmiştir.
İşte tam da bu esnada (2005 başlarıydı sanırım) Ömer adında bir arkadaşımız resmi bir kurumdan almış olduğu teşvikle ,kurum bünyesinde bir tiyatro ekibi kurmaya girişti.Kurumdan bizlerin de isimlerini almış olacak ki öncelikle yukarıda saydığım arkadaşlara öneriyi sundu.Yıllarca beklediğimiz destek ayağımıza gelmişti.hemen kabul ettik.Bundan sonra öğretmen evini toplanma mekanı olarak seçip,seri toplantı ve beyin fırtınaları gerçekleştirdik.Çalışmalara bizim dışımızda Mehmet bey,Mahmut bey,Folklorcu Ömer bey,Mustafa T.bey,Kumluca ‘dan birkaç öğretmen arkadaş,değişik okullardan 2-3 bayan arkadaş ta katıldılar.Çok neşeli ve istekli bir ekip oluşuyordu.
Faaliyet ekibinde her kes rol almaya hevesliydi.gerekli konsepti yakalamıştık.İş oyuna kalmıştı.Çok çeşitli oyun alternatifleri görüşüldü.Bir kısmı sahne gerekleri bakımından zordu,bir kısmı mantalite uymuyordu.Tartışmalar uzayıp gitti.Bir ara Haldun Dormen’in “Gözlerimi kaparım,vazifemi yaparım” adlı oyunu üzerinde anlaşıldı.Ancak bir iki çalışmadan sonra Nizip şartlarında ve teknik şartlarımızla bu oyunu kotaramayacağımızı anladık.Bunun üzerine Menzeher arkadaşımız İsa arkadaşımızın yazmış olduğu “Sandıktaki Sır “ oyununa da bakmamızı önerdi.Ertesi gün oyun getirildi ve herkesin önüne kondu.Ekibin yüzü gülmeye başladı.Aranan oyun bulunmuştu.Roller dağıtılacağı sırada bir arkadaşımız ,aslında bu ekibin başka bir oyun sahnelemek üzere oluşturulduğunu,söz konusu oyun oynanmaz sa ekipte yer alamayacağını beyan ederek ayrıldı.takip eden günlerde onun inisiyatifi ile gelen arkadaşlar da bir bir çekilip gitti.Biz de var olan arkadaşlarla ilgili kurum amirine çıktık ve oyunumuzu takdim ederek bu oluşuma talip olduğumuzu ve hazır altyapımızla bu işi götürebileceğimizi ifade ettik.Oyunumuz incelendi ve beğenildi.Bizlere her türlü desteğin verileceği sözünü aldıktan sonra öğretmen camiasından pek çok kişiye teklif götürdük.Bu arada yıllar önce birlikte skeçler yaptığımız kurum dışından insanlarla da temas kurduk ve rol verdik.Örneğin çok kabiliyetli olduğunu bu gün de iddia ettiğim M. Ağbalık arkadaşımız aşkla şevkle ekibe katıldı.Sıradan bir vatandaş olan ,gariban Nalkapon da ekibe katılanlardandı.Yine Altınbaş ve T.Ömer Okan lisesinden 4 öğrenci,Meslek Yüksek okuldan bir bayan arkadaş (Pınar hanım) da bizlere katıldı.
Ekip tamamlandı ve Aralık 2005 ayı içinde öğretmenevi toplantı salonunda çalışmalara başladık.Tekslerimiz o kadar istekle,hızlıca ezberleniyordu ki;2 ay içinde oyunu sergileyecek düzeye geldik.Çalışmalarda ki fedakarlığı boyutunu anlatamam.bazen evlerden tek tek toplama,bazen birer dürümle karın doyurmalar,bazen gençlerin babalarıyla oluşan sorunlarını çözmeler,araya girmeler…çaycı Aydın’ın ;”artık kapatacağım” demesine kadar sürüp giden diyaloglar,düzeltmeler,sevinmeler,kızmalar,bağırma lar ...vs. Bilenler biliyor; tiyatro çok zaman isteyen bir uğraştır.Evinizle,işinizle ilgili pek çok sıkıntınız olur hazırlık safhalarında.İşte her birimiz bu sıkıntıları birebir yaşadık,bedel de ödedik kanımca.Kendimize hedef olarak 18 Mart gününü seçtik.Oyunu o günün akşamında sergileyecek ve bu anlamlı güne uygun bir faaliyet yapacaktık.Zira oyunumuz Çanakkale savaşını bir başka açıdan gündeme getiren bir oyundu.
Söz verdiğimiz gibi hazırlandık ve Bağbozumu ilk oyunu olan “Sandıktaki Sır” ı anılan günde Nizip belediyesi Nikah ve Sergi salonunda sahneledi.Salon dopdoluydu.Belediye başkanımız,emniyet müdürümüz ve bilumum erkan oradaydı.Oyun gerçekten müthişti.Salon yaşlı insanlardan 3 yaşındaki kızıma kadar her gruptan insanlarla doluydu.Ama şaşılacak bir olgunlukla ve sabırla izlendi.Ekibin uyumu,seçilen müzikler,sahne performansı tek kelime ile mükemmeldi.Oyun boyunca hop oturup hop kalkan ,gülmekten başı ağrıyan (ki Orhan’ın ifadesidir) seyircilere öyle bir final kurgulamıştık ki…yarısından fazlası gözleri nemlenerek ayrılıyordu.Belediye başkanımız kulise kadar teşrif edip bizleri kutladı ve şu tarihi sözü söyledi;”Bu güne kadar -profesyonel tiyatro ekipleri dahil- Nizip’te izlediğim en güzel oyun ve en güzel ekip.”Nizip’te taptaze,genç,dinamik,idealist bir sanat topluluğu,bir tiyatro doğuyordu.Adı Bağbozumu tiyatrosuydu.
(Gelecek bölümde Hızlı Yükseliş ve Turneler)
Kısa Linkler

İlginç bazı Articles
Eklenen Resim Ön İzlemesi
Dosya tipi: jpg tiatro.jpg (63.6 KB (Kilobyte), 8x kez indirilmiştir)
  #1 (permalink)  
Gönderen musaeken on 10-01-2010, 20:57
DEĞERLİ MYO LU ARKADAŞLAR,ilginizi çekeceğine inandığım bu yazıyı nizip kültür ve sanat geçmişine bir not düşmek adına foruma ekledim.umarım değerlendirir,benzer girişimlerde bulunacak arkadaşlara da öğretici olur.
Alıntı ile Cevapla
  #2 (permalink)  
Gönderen musaeken on 21-01-2010, 22:13
NİZİP’TE BİR RÜYANIN HAZİN SONU-2.BÖLÜM
HIZLI YÜKSELİŞ VE TURNELER
18 mart 2006 ilk gösterimize gösterilen teveccüh ve takdirler,bu çalışmanın sadece bir gösterimle bitmeyeceğini ortaya koydu.Oyunun hemen bitiminde geceye katılan belediye başkanı,mem.müdürü ve ilçe emniyet müdürü bizleri kutladıktan sonra bu ekibin devam etmesini ve sergilenen oyunun mutlaka birkaç kez tekrarlanması gerektiğini vurguladılar.Ekibe müthiş bir destek ve motivasyon gelmişti.Başkan en kısa zamanda ekibi ağırlamak istediğini ve gereken her türlü yardımın yapılacağı sözünü verdi.Ayrıca salonun açık olduğu her akşam bizlere verilebileceğini samimiyetle ifade etti.Bu konuda da hakikaten gerekli desteği de sağladı.
Ekibi gösterimiz bittikten sonra topladığımızda her kesin yüzü gülüyordu. Umulmadık bir başarı sağlamıştık.Devamı yönünde teklifler gelmiş,oyunumuzun kolayca unutulmayacağı ortaya çıkmıştı.Neşe içerisinde geçen uzun saatler sonunda bu işi sürdürme konusunda ortak karar alındı.Elbette öncelikle bağlı olduğumuz kurum amirimizin izni ve rızası ile devam edilecekti.Bunu burada samimiyetle ifade etmem gerekir.Çünkü ileride görüleceği gibi kurum yetkilisi arkadaşlarımıza kendimizi bir türlü doğru ifade edemeyecek ve aramıza sürekli bir makas açılması olacaktı.
Bir hafta sonra Belediye düğün salonunda ikinci gösterim için gerekli tüm hazırlıkları tamamladık. İlk oyunda gördüğümüz eksiklikleri kayıtlardan kontrol edip gerekli düzeltmeleri ayarlamaya çalıştık.Bu arada ekip olarak ve birkaç etkili yetkili büyüğümüzle belediye başkanımız ziyaret ettik.Samimi geçen görüşme esnasında ekibimizin maddi sıkıntıları da gündeme geldi.Başkanımız bu işin külfetli olabileceğini,hele devam edip başka şehirlere de gidilecekse pek çok maddi sorunun çıkabileceğini ifade ederek;bunları belediye olarak karşılayabilecekleri müjdesini verdi.Ayrıca çalışmalarımız için belediye bünyesinde bir yer ayarlanabileceğini de özellikle belirtti.Bu öneriler ekibimiz tarafından memnuniyetle karşılandı ve çalışma azmimizi müthiş etkiledi.Bu görüşme bir beyin fırtınası özelliğindeydi aynı zamanda.Örneğin bir arkadaşımız,aslında Nizip için bu sanatsal faaliyetin daha kalıcı olması gerektiğini ve bu yüzden tiyatro çalışmalarını amaçlayan bir dernek kurulmasının yaralı olabileceğini söyledi.Başkan hakikaten önerilere açıktı ve hemen benimsedi.Hatta böylesine tüzel kişiliğe sahip bir yapının daha fazla yardım alabileceğini de ifade etti.Bu desteğini netleştirmek için de içinde Orhan ve bir iki arkadaşın olduğu bir listeyi bile önerdi.
Doğrusu bütün bunlar bizim için mükemmel gelişmelerdi.Ancak bir şeyi hesaplayamamıştık.Biz bütün içtenliğimizle sanatımızı icra etme sevinciyle her güzel öneriye evet demiştik ama,çalıştığımız kurumun başındaki arkadaşlar bu işten garip bir biçimde alınganlık göstermişlerdi.Öyle ki biz belediye binasından ayrılır ayrılmaz,yönetmen arkadaşımıza öyle kızgın bir telefon gelmişti ki hepimizin sevinci adeta kursağımızda kalmıştı.Ne olmuştu?... Daha bir saat önce başkanla birlikte yanı başımızda olan bu arkadaş, orada hiç bir şeye itiraz etmemiş,konuşulanları sükunetle dinlemişti.Telefonu alan Mazhar hocamız ,belli ki ekibin etkilenmemesi için ayrıntıya fazla girmemişti.Sadece bir yanlış anlaşılmanın olduğunu,bunu birebir görüşerek telafi edebileceğini belirtmişti.(Bu meseleyi daha sonra dönmek üzere burada kesiyorum.)
Bağbozumu ekibi ikinci gösterimine olanca şevkiyle devam etti.Şehirde bir haftalık zaman içinde oyunumuz çok konuşulmuştu.Bundan olacak,salon tıklım tıklımdı.Bu arada bir sürprizimizde vardı;birinci gösterime gelemeyen kaymakamımız Mustafa bey de yerini almıştı.Bizler kulis arkasından sürekli seyirci tepkilerini ölçüyorduk.kaymakam beyin ve diğer davetlilerin müthiş keyiflendiklerini görebiliyorduk.Performansımız ikiye katlanmıştı.Oyunun sonunda o doyumsuz tatlı seremonide Mustafa bey bizlere çiçek verdi ve mikrofonu alıp;”Bizlere böyle güzel bir gece yaşattıkları için,Nizip şartlarında böylesine başarılı bir ekip ve anlamlı oyun ortaya koydukları için,bu genç arkadaşları ve milli eğitim camiasını kutlarım.” Dedi.Bu sözler bizleri adeta bitmeyecek derin ve tatlı bir rüyaya götürüyordu.Keyiflenmiştik,ağzımız kulaklarımıza varmış,ayağımız yerden kesilmişti…
Oyun bitip de herkes dağıldığında bizler telaşla sahne malzemelerini toplamaya koyuluyorduk.Sahneden aldığımız keyif,oyun sonrası en az bir saat süren toplanma ,eşya taşıma telaşını unutturuyordu.Vakit epey ilerlemişti.Olası zılgıtları göze alarak her birimiz ailesini arayıp-klasik-“gecikeceğiz,siz yatın…ya arkadaşlar işte,anlarsınız…filan”laflarını ettikten sonra kendimizi bir pastaneye attık.(Sonraları -ceplerimiz iyice boşalınca- çay ocağına yöneldik).Şen kahkahalar arasında muhabbetlerimiz görülmeğe değerdi.Sohbetimize bazen iş işyeri sahibi,bazen diğer müşteriler katılır,halka masaya sığmaz olurdu.
Genç arkadaşlarımızı ,bayanları evlerine bıraktıktan sonra ben,Mazharbey,Ağbalık ,Kankaya;Alagöz…uzun uzadiye değerlendirmeler yapardık.Sıkıntılarımız vardı,açmazlarımız,handikaplarımız vardı…ama ne olursa olsun bu işi sürdürecektik.
Nizip’teki ikinci gösterimiz çok ses getirince çevre ilçelere de sergilenmesi gündeme geldi.Kurumumuzla görüşerek Birecik’te sahnelemek istediğimizi ifade ettik.Anlayamadığımız sebeplerle aramız bir anda limoni olmuştu.Uzunca bir izahattan sonra nihayet kendilerini ikna ettik.Beklentimizin üstünde bir karşılıkla “Bundan sonra ben hizmetinizdeyim” cevabı bizleri yine uçurmuş,bütün sıkıntılarımızı almıştı.Lakin şehir dışına çıkışın maliyetleri de belirginleşmeye başlamıştı.Arkadaşlarımız haklı olarak oyun için bilet basılmasını ve cüzi bir ücretle masraflarımızın çıkmasını istemekte idiler.Ama kurumumuz buna karşı çıkarak ,alınan alkışların yeterli olduğunu dile getiriyordu.Belki söylem düzeyinde güzel bir laf.Ya ekipte yer alan gariban gündelikçi arkadaşların ızdırabına ilaç mıydı?..Değildi.
Biz bütün olumsuzluklara rağmen hız kesmeden Birecik’te oyunumuzu başarı ile sergiledik.Kaymakam bey ,büyük bir jest ve destekle Birecik’te de bizleri yalnız bırakmadı.
Sonra belediyenin araç ve desteği ile Nurdağı ve Oğuzeli ilçelerinde ve nihayet Gaziantep şehir merkezinde “sandıktaki sır” ı başarı ile oynadık.Bütün bu yerlerde asla sadece ekibimize teveccüh edilmedi.Hem kurumumuza ,hem belediyemize takdir ve teşekkürlerini sunuyorlardı ilgili kişiler.Mesela Bircik Belediye başkanı oyundan sonraya sahneye çıktı ve aynen şunu söyledi:”Bu gün çok özel bir gün.Nizip Mem.ve belediyesi çok güzel ve anlamlı bir oyuna ,ekibe imza atmışlardır.Bundan sonra buradaki müdürümden isteğim;Nizip’te ne varsa sanat ve kütür adına ,lütfen bizi de unutmasınlar,bize de getirsinler…”Hakeza Nurdağı,Oğuzeli belediyeleri de takdirlerini bizzat yetkili arkadaşlara iletmiş,minnettarlıkla davranmışlardır.
İşte bunca güzel olayın üzerine ,belediyenin bize tahsis ettiği yerde çalışmalara hız vermiş ve bir çok il ve ilçelere gitme hesapları yapmaya koyulmuştuk.Bütün bunlar bir iki ay içinde olmuş bitmişti.Artık daha sağlam altyapı kurmamız,profesyonelce davranmamız gerekiyordu.Dernek çalışmasını başlatmış,duyurusunu da nizipcom’da yapmıştık.Zaten bu sürede yaptığımız ve yapmayı tasarladığımız her şeyi Nizip.com da ifade ediyorduk.galiba bize en vefalı davranan da bu site oldu.
Hızlı yükselişin ve turnelerin ısınması derununda hayaller kurarken…hiç hesaplayamadığımız,tahmin edemeyeceğimiz bir takım ayak oyunları dönmeye başlamış meğer.tam çabalarımızın en olgun meyvelerini yemeye başlayacakken neden ve nasıl bu güzide topluluk bir anda hedefe yerleştirildi?.Neden gelişimleri durdurulmak istendi?Acaba o gün buna sebep olanlar,bu gün mutlular mı?....diyoruz ve gelecek bölümde detaylı açmak üzere burada kapatıyorum.

Gelecek bölüm:Kumpas
Alıntı ile Cevapla
  #3 (permalink)  
Gönderen admin on 22-01-2010, 00:18
Musa Hocam bu ekibinizi yakından tanıyor ve takip ediyorduk. Ama bu derece detaylı olaylar varmış bilmiyorduk.
Gerçekten belli bir döneme imza atan bir oluşum vuku buluyordu o zamanlar. Ama ne oldu, nasıl oldu aniden kaybolup gittiniz.
Ben tüm üyelerin bu konuyu açıpta ''uzun bir yazı, kimin ömrü var bunu okumaya'' demesinden korkuyorum. Mutlaka okunması ve içerisinden ders çıkarılması gereken bir konu. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum
Alıntı ile Cevapla
  #4 (permalink)  
Gönderen musaeken on 22-01-2010, 17:00
sevgili admin,ben de forum ortamında uzun yazıların handikapını biliyorum.Ancak yaşananlar çok yoğun ve bir hayli fazla bir yekunu ihtiva ettiğinden ,okuyucunun iyice anlaması için uzun tutmak mecburidir.Bunu bir nebze hafifletmek için bölüm bölüm yayınlama kararı aldım.İlginize teşekkürler.
Alıntı ile Cevapla
Yorum

Bookmarks

Etiketler
bağbozumu, hikayesi, tiyatrosu


Şu an Bu konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Kısa Linkler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Copyright © 2009 Nizipmyo.com. Sitemizin Nizip Meslek Yüksek Okulu ile resmi bağlantısı yoktur.
Tasarım & Modül Yazılım : Mahmut ÖZDEMİR
Powered by vBulletin® Version 3.8.2. Ana Sayfa : vBAdvanced 3.1.0